19 yaşında ehliyeti aldım. Benim için zor olmadı pek. Dik bir yokuş, virajlı bir tünel, dörtyol ağzı olan sınav güzergahında dümdüz yol denk geldi bana. Diğer yerder de gelse pek bir sorun olmazdı aslında. Neticede sınava girenlerin %90′ından fazlası geçmiştir herhalde.
Ehliyeti aldıktan sonra sıra artık şehiriçine girmeye gelmişti. İlk gün gece geç saatlerde ve mahalle aralarında gezdik babamla. Ertesi günlerde yavaş yavaş daha canlı saatlerde ve daha işlek yerlere girdik. Aşağı-yukarı her gün yeni şeyler öğrendim, yaşayarak öğrenmek gerçekten etkili oluyor. Ve sonunda 5. gün meşhur gazipaşa (Zonguldak’ın en işlek caddesi)’ya çıktım. Bir kez stop ettirmenin dışında hatam yoktu:D Ertesi gün tekrar aynı turu atıp Zonguldak’ı baştan başa turladım. Bu sefer artık sıfır hata vardı.
Yaşadığım bu tecrübelerden sonra, geri geri park etme ya da rampada kalkma gibi, ehliyet almakla gerçekten araba sürmenin bambaşka şeyler olduğunu farkettim. Farkettiğim başka birşeyse yayaların çok dikkatsiz oluşlarıdır.

(3 oy, ortalama: 4,67 / 5)
Blogunuz ve ehliyetiniz hayırlı olsun. İyi Ramazanlar..!
Çok teşekkürler, hayırlı Ramazanlar.
Bence iyi bir şöför olmak vitesi ne zaman değiştireceğini bilmek yada gaz-debriyaj uyumu gibi teknik gereklilikleri yerine getirmek değildir. 3 senedir araba kullanıyorum ve çok şükür 1 defa bile kaza yapmadım. çok mu araba kullanma tekniğim bilmiyorum ama önemli olan bence dikkatli olmak, karşında ki kişinin ne hamle yapabileceğini düşünmektir.
ehliyetin hayırlı olsun
Teşekkürler, bence de kurallara uymak ve karşıdaki kişinin hamlesini bilmek ve gerektiğinde karşıdakinin hatasını telafi etmek çok önemli. Aslında herkes kurallara uysa pek bir sorun olmaz ama maalesef bazı insanlar trafiği fazla hafife alıyorlar…