Doğma büyüme Zonguldaklıyım. Güneydoğu anadolu ve doğu anadolu hariç birçok bölgede bulundum ve rahatlıkla söyleyebilirim ki Zonguldak gibi bir şehir görmedim.
Bir kere düz alan yok! Gerçekten yok. Zonguldak şehir stadının kale arkası ile maraton arasından kocaman bir kaya parçası(!) çıkıyor? Bir stad inşaa edecek düz bir alan bile bulamamışlar. Bunu duyunca ” peki neden insanlar bu kadar elverişsiz bir araziye şehir kurmuş? ” derseniz cevap şehrin üstünde değil altında! Türkiye’nin tek taşkömürü yatakları Zonguldak’ın altında bulunur. TTK (Türkiye Taşkömürü Kurumu) Zonguldak’ın can damarıdır. Neredeyse her 3 kişiden 2 si ya TTK’da çalışır ya da TTK’dan emeklidir burada.
Tabiki bu kadar insana iş veren Zonguldak, zamanında büyük oranda göç almıştır. Bu göçlerin büyük çoğunluğu doğu karadenizden gelmiştir. Hatta dedemler bile! Bu göç nedeniyle belirgin bir kültürü olmayan bir şehirdir. Ankara havası dinler, İstanbul türkçesi konuşuruz, çoğu yerde olduğu gibi belirli bir şivemiz yoktur.
Dedim ya çok dağlık bir arazi üzerine kurulu bir kent burası, bu nedenle 100 metre uzunluğunda merdivenlerle karşılaşmanız muhtemeldir. Eğer iyi şöför değilseniz burada araba kullanmakta zorlanabilirsiniz. Zira yollar çok dar ve virajlıdır. Alışkın olmayanlar için zorluk çıkarabilir.
Bütün bunların yanında eşsiz doğal güzellikleri de içinde bulundurur. Deniz, güneş ve yeşili aynı anda görebilirsiniz. Tabi kış aylarında hava bariz bir şekilde kirleniyor ama o kadar kusur kadı kızında da olur diyeceğiz artık.
Yine de güzel, şirin bir Karadeniz şehri olan Zonguldak, gezilecek çok fazla bir yeri olmamasına rağmen Zonguldaklılar tarafından, özellikle de Zonguldak’tan ayrıldıktan sonra, özlenen bir şehirdir. Neticede herkes için kendi memleketi bir başkadır.

Benim bile bakış açım değişti.