
Loading ...
31/08/2010
by Yener Yıldız
1 comment
![cenzgiz_ozakinci [320x200]](http://www.yeneryildiz.com/wp-content/uploads/2010/08/cenzgiz_ozakinci-320x2001-225x300.jpg)
İslamda Bilimin Yükselişi ve Çöküşü
Cengiz Özakıncı’nın
İslamda Bilimin Yükselişi ve Çöküşü adlı kitabını geçen hafta bitirdim. Oldukça akıcı bir kitap olduğu için kısa zamanda okuduğumu söyleyebilirim. Daha önce de aynı yazarın,
Türkiye’nin Siyasi İntiharı: Yeni Osmanlı Tuzağı kitabını okuduğumdan dolayı yazarın dili yabancı gelmedi.
Uzun zamandır aklımı kurcalayan bir soru vardı: Neden, İslam kültürü yerleşmiş ülkeler bu kadar geri kalmıştır?
Etrafımıza baktığımızda bir tek bile gelişmiş İslam ülkesi görmüyoruz. Hatta bırakın gelişmeyi, birçoğunun daha doğru düzgün bir yönetim sistemleri bile yok. 21. yy’da krallıklar ve kabilelerle yönetilen İslam ülkeleri var. Krallık derken yanlış anlamayın, İngiltere ve Belçika’da olduğu gibi demokrasinin oturduğu ve bireysel hakların güvencede olduğu bir krallıktan bahsetmiyorum. Kralın emrinin kanun olduğu, bireysel hak denen bir şeyin olmadığı krallıklardan bahsediyorum.
Günümüz dünyasında teknoloji üreten ve dünyaya yön veren ülkeler, G-8 kuruluşu adı altında toplanmışlardır. Bunlar; Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, Japonya, Rusya, İtalya ve Kanada’dır. Gördüğünüz gibi ezici bir çoğunluğu Hristiyan kültürden gelmesine rağmen Hristiyanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan bir kültürden gelen Japonya da G-8′in içindedir. Bu nedenle geri kalmışlığı İslam’a maledemeyeceğimiz gibi, gelişmişliği de Hristiyanlığa mal etmek doğru olmaz düşüncesindeyim.
Aslında her dinin kendi içinde gerici ve ilerici yanları vardır. Bu biraz da yorumlamaya bağlıdır. Örneğin İslam’ın ilk yayılmaya başladığı zamanlarda yapılan savaşlardan sonra müslümanlar, ellerindeki gayrimüslim esirleri “her esirin (daha fazla…)
Okuduğum Kitaplar

Loading ...
13/08/2010
by Yener Yıldız
5 comments
Zonguldak Atatürk Anadolu Lisesi, namıdeğer ZAAL. Mezun olalı iki sene oldu ama okuldaki ilk günümü dün gibi hatırlıyorum. Daha çömez olduğumuz için bahçenin en solundaki sıraya sokmuşlardı bizi, yavaş yavaş sağa geçmiştik seneler ilerledikçe.
Çok da yoğun olmayan LGS çalışmasından sonra artık lisenin ilk senesine(Hazırlık) “yatarım artık” gözüyle bakıyordum o günlerde. Tabi daha İngilizce derslerine girmemiştim. Feride Hoca ilk hafta içinde, ilkokul ve ortaokulda öğrendiğim bütün İngilizceyi bitirince bende bi “noluyoruz lan” durumu oluştu. Bir de abimin bir sene önce İngilizce ile ilgili yaşadığı sıkıntıları hatırlayınca ufak bir tırsma geldi. Neyseki bu tırsma sayesinde idare edecek şekilde halletmeyi başardım İngilizceyi. -Yumurta, kapı meselesi- Hazırlık sınıfında 4 gelen İngilizcem seneler ilerledikçe 3 ve 2′den 3′e kadar düştü. Zamanla unutuluyor tekrar edilmeyince.
(daha fazla…)
Kişisel

Loading ...
10/08/2010
by Yener Yıldız
3 comments
Yukarıda gödüğünüz fotoğrafta bir kız çocuğu gözüküyor, buradan bakıldığında ne kadar da masum öyle değil mi? Oysa resmin tamamı bu değil, resmin tamamını yazının sonunda paylaştım. Fakat yazıyı okuduktan sonra bakmanızı tavsiye ederim.
Savaş, insanlığın başlangıcından beri var olan bir kavram. Dünyada kimsenin kimseyle savaşmadığı bir zaman dilimi bulmak gerçekten çok güç, muhakkak ki birileri bir yerde ölüyor-öldürüyor. Düzenin bu şekilde işlediği dünyada ise artık çoğu kişi bunları kanıksadı. Hele bazı ülkelerde ölüm haberleri sıradanlaştı bile.
“Bugünkü saldırılarda 4 kişi yaşamını yitirirken 3 kişi de ağır yaralandı. Şimdi de hava durumuna geçiyoruz…”
(daha fazla…)
Eleştirel

Loading ...
10/08/2010
by Yener Yıldız
3 comments
İl Principe yani Prens, dünyaca ünlü Machiavelli‘nin siyasi düşüncelerini özetlediği oldukça ünlü eseridir. 1513 yılında yazılan bu eser günümüzde de hala politikacıları etkilemektedir. Yayıldıktan sonra “Makyavelizm” adı altında ideolojiye dönüşmüştür. Makyavelist ideolojinin temeli “Başarıya ulaşmak için her yol mübahtır” olarak özetlenebilir.
Kitap oldukça ince olmasına rağmen ağır bir kitap olarak nitelendirilebilir. Kitapta, temel siyasi olaylar karşısında verilmesi gereken tepkiler ve davranış biçimleri örnekler verilerek anlatılmıştır.
Çoğu kimsenin acımasızlıkla ve ikiyüzlülükle suçladığı bu ideoloji, açık açık hükümdarların siyasi kararlar verirken hiçbir dini yada ahlaki kurala bağlı kalmamasını, eğer bu iki kavramı politikaya karıştıracak olursa hükümdarın güç kaybedeceğini savunur. Kitaptan örnekler verecek olursak, gerektiği yerlerde halkına yalan söylemeyi, gerektiği yerlerde acımasızca halkı ezmeyi sağlık vermektedir. (daha fazla…)
Okuduğum Kitaplar

Loading ...
07/08/2010
by Yener Yıldız
1 comment
Sıcak yaz günlerinde benim gibi gecenin geç saatlerine kadar oturuyorsanız yapabileceğiniz iyi şeylerden biri de film izlemektir. Son izlediğim filmlerden biri ise das boot‘du.
Film 1981 yapımı, yani oldukça eski. Filmde 2. Dünya Savaşı sırasındaki bir u-botun hikayesi anlatılıyor. Genel olarak savaş filmlerinde bolca sergilenen propagandadan uzak olan das boot‘ta, savaşın askerleri ne kadar zorladığını net bir şekilde görebiliyorsunuz. Özellikle de denizaltı yaşamı hakkında oldukça çarpıcı bir etki bıraktığını söyleyebilirim.
Görevi, atlantikte seyreden İngiliz ticaret gemilerini batırmak olan U-96 İngilizlerin taktiksel ve teknolojik olarak gelişmesi nedeni ile umulmadık bir şekilde avcı iken av konumuna gelir ve artık asıl amacı hayatta kalmaktır. denizaltıda ise bütün bu mücadeleyi izleyen ve kaydeden bir misafir vardır.
Filme on üzerinden 7 verebilirim, çünkü asıl amacı olan savaş ortamını ve denizaltı şartlarını yansıtmak görevini layıkıyla yapmış. (daha fazla…)
İzlediğim Filmler