1984 / George Orwell

12345 (16 oy, ortalama: 4,44 / 5)
Loading ... Loading ...

George Orwell denince akla iki kitap gelir. Bunlardan birisi daha önce okuduğum Hayvan Çiftliği, ötekisi ise efsane olan 1984‘tür.

İlk olarak Hayvan Çiftliği’ni okudum. Buradan Hayvan Çiftliği ile ilgili yazımı okuyabilirsiniz. Hayvan Çiftliği’nden kısa süre sonra da 1984′ü okudum.

1984, uyuyan dünya için adeta alarm zili olabilecek bir kitap. “Devletin insanlar için var olduğu” gerçeğini unutanlar ve devleti halktan önce görenler için muhteşem bir cevap. Okuyan herkesin bir ders çıkarabileceğine inanıyorum.

Baskıcı rejimin nasıl varlığını devam ettirdiğini, sürekli beyin yıkamanın sonunda düşünmeyen toplumların nasıl oluşturulduğunu ve herşeyden önemlisi (daha fazla…)

İyi Bayramlar!

12345 (10 oy, ortalama: 4,70 / 5)
Loading ... Loading ...

Bugün Ramazan-bazıları şeker de diyor- Bayramı’nın birinci günü. Bu güzel bayram gününü daha da güzelleştirmek için naçizane birkaç tavsiyem olacak.

–>Kesinlikle erken kalkın, ailecek şöyle güzel bir kahvaltı yapın. İş hayatı dolayısıyla genelde böyle toplu kahvaltı yapılamıyor çünkü.

–>Kimsenin aramasını beklemeyerek arkadaşlarınızı, akrabalarınızı ve büyüklerinizi ilk siz arayın.

–>Normalde fazla konuşmadığınız ya da samimi olmadığınız kişileri bile arayın, ileride hiç ummadığınız şekilde onlarla daha samimi olabilirsiniz. Bayramlar bu tür yakınlaşmalar için idealdir. (daha fazla…)

Demokrasi Buraya Da Uğrayacak Mı?

12345 (13 oy, ortalama: 4,85 / 5)
Loading ... Loading ...

Uzun süredir medyada, sokakta ve sosyal medyada tartışması geçen referandumun oylanmasına çok az bir süre kaldı. Son zamanlarda ender görülen, yoğun bir ilgi var referanduma. Neredeyse seçimlerin bile önüne geçti diyebiliriz. Meydanlardaki coşku, sandığa yansıyacak mı bunu zaman gösterecek ama Türkiye’nin referandumu yeterince ciddiye aldığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Türkiye, kurulduğundan beri suni bir yönetimle yönetildi. Hiç bir zaman tam anlamıyla milletin kendisini yönetmesine izin verilmedi. Milletin kendisini  yönettiği dönemlerde ise bazı çevreler ülkenin uçuruma sürüklendiğini düşünüp kendilerince ülkeyi uçurumdan kurtardılar. Sonra tarih her zamanki gibi tekerrür etti ve aynı piyes yıllarca oynandı.

Bugün artık eski dönemin bir daha geri gelmeyeceği, gerçekten demokratik, farklı görüşten insanları benimseyen ve haklarını veren bir anayasa yapılacağı vaadiyle referanduma gidiyoruz. Peki gerçekten böyle bir anayasaya sahip olabilecek miyiz? Bence evet de çıksa hayır da çıksa böyle vaadedilen değişimlerin yaşandığı bir ülkeye sahip olmayacağız. Neden mi?

(daha fazla…)

Halide Edib / İpek Çalışlar

12345 (7 oy, ortalama: 4,86 / 5)
Loading ... Loading ...

Son zamanlarda okuduğum en iyi biyografilerden biriydi İpek Çalışlar imzalı  Halide Edib. En az Lord Kinross’un Atatürk’ü kadar güzeldi. Bazı yerlerde yavaşlamasına rağmen, sonunu oldukça merak ettiğim ender kitaplardandı. Kolaylıkla hem bir insanın hayatı, hemde bir dönemin incelemesi niyetine okunabilcek bir kitap. Eserin bu kadar güzel olmasını sağlayan şey sadece yazarın ince anlatımı değil, aynı zamanda Halide Edib’in inanılmaz yaşam öyküsüdür.

Halide Edib, yaşadığı dönem itirabiyle muazzam değişimler görmüş bir yazardır. Abdülhamit‘in demir yumruğunu vurduğu dönemden, Jön Türkler‘e oradan da Atatürk Türkiye‘sine kadar birbirinden çok farklı dönemleri yaşamıştır. Yazar olmasına rağmen, alttan alta hep siyasetle ilgilenmiş, romanlarında “Geleceğin Türkiye’sini” yazmıştır. Her ne kadar hayalindeki Türkiye, Milli Mücadele’den sonra kurulamamış olsa da o, mücadelesinde pes etmemiş, ölüm onu kollarına alana dek “Demokratik Türkiye” için çalışmıştır. (daha fazla…)

Gallipoli (1981)

12345 (6 oy, ortalama: 4,83 / 5)
Loading ... Loading ...

Gelibolu filmi 1981 Avustralya yapımıdır. Mel Gibson ve Mark Lee başrollerde oynamışlardır. İsmine bakılarak bir savaş filmi olduğu düşünülebilir ama öyle değildir. Temelde emperyalizm ve savaş karşıtı mesajlar içerir.

1. Dünya Savaş’ının önemli cephelerinden Gelibolu Kara Savaşları, çoğu kişinin dikkatinden kaçan önemli bir gelişme doğurmuştur. Bu gelişme de Avustralya ve Yeni Zellanda’nın kendi kimliklerinin farkına varmasıdır. Gelibolu’ya gelinceye kadar kendini İngiliz sanan ve “anavatan” topraklarını savunmak için savaştıklarını sanan Avusturyalı ve Yeni Zellandalı askerler aslında İngiliz olmadıklarını ve kullandıklarını farkederler. Bu farkındalıkla beraber milli bir uyanışa geçerler. Filmin yapılış amacı da bir anlamda, Avustralya ve Yeni Zellanda milletlerinin nasıl doğduğunu anlatmaktır. (daha fazla…)