Ne Zaman Adam Oluruz?

12345 (10 oy, ortalama: 4,40 / 5)
Loading ... Loading ...

Kadın hakları, hayvan hakları, genel olarak insan hakları aklı başında hiç kimsenin tartışmadığı, kabul ettiği bir şey. Aklı başında diyorum çünkü birçok kişi bu hakları kabul etmiyor ve kendi doğrularını uygulamaya devam ediyor. Bunun en net örneği son zamanlarda inanılmaz artış gösteren kadına karşı şiddet durumu.

Kadına karşı şiddette devletin ne kadar aciz kaldığı ortada. Buna acizlik mi yoksa göz yummak mı desek bilmiyorum. Polise haber verdikten sonra bile hayatını kaybeden o kadar çok kadın var ki. Artık “Devlet bunu da koruyamadı” haberlerini izlemeye alıştık bile. Güvenliği sağlaması gereken kurum bu durumdayken, bir de birçok insan için otorite olarak kabul edilen kurumların davranışlarına bakalım;

Özerk Diyanet Vakıf Çalışanları Birliği Sendikası (DİN-BİR-SEN) Genel Başkanı Lütfi Şenocak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının şiddete uğrayan kadının tek tuşla polis çağırmasına ilişkin çalışmasına tepki gösterdi. Tek tuşla polis çağırma uygulamasının kadının olmadık yere sürekli kocasına yüklenmesine neden olacağını, kocasının da inatlaşıp daha fazla şiddete yönelmesini beraberinde getireceğini savunan Şenocak, “Bu uygulama, evlilik kurumuna daha fazla zarar verir. Aile içi meseleler aile içinde kalmalı, dışarıdan müdahale doğru değil. Polis yerine bu işle görevlendirilecek mahallenin imamını, muhtarını, öğretmenini aramak daha doğru” dedi.¹

Genel Başkanın son zamanlarda ölümle sonuçlanmaya başlayan kadına karşı şiddet sorununa çözüm yaklaşımı gerçekten takdire şayan. Tek bir eksik var, o da bütün bu tavsiyelere rağmen hala polise başvurmakta ısrar eden kadınlara karşı bir yaptırım önermemiş. Oysa böyle bir yaptırım çok daha caydırıcı olabilirdi. Böylece aile birliği(!) de korunmuş olurdu. (daha fazla…)

Din Sorgulanmalı Mı?

12345 (17 oy, ortalama: 3,29 / 5)
Loading ... Loading ...

Hayatımıza yön veren temel etkenler vardır. Aile bunların başında gelir. Kişiliğimize dair hemen hemen her şeyi aileden aldığımız için nasıl bir insan olacağımıza aslında ailemiz karar vermiş olur. Onlar yolu çizer, bize de ilerlemek kalır.

İkinci sırada çevremiz gelir. Belirli yaşa geldikten sonra, aileden çok çevreden etkilenmeye başlarız. İyi bir ailenin yanında iyi bir çevre, kişiyi çok öne atabilir. Tersi de doğrudur. Yanlış bir aileden sonra yanlış çevrede büyümek bir anlamda hayata 2-0 geride başlamak ve bunu toparlayacak donanımlardan da eksik olmak gibidir.

Kişiliğimiz oluştuktan sonra -ki uzmanlar bunun 5-7 yaş arası olduğunu söylüyor- dünyaya bakacak gözlüğümüzü takmış oluruz. Aynı nesneyi yada olayı gören iki kişinin farklı düşünmesinin sebebi farklı gözlüklerle bakmasıdır. Herkes kendine göre temel atar ve binasını bu temele göre inşa eder. Yolun sonunda kimi apartman kimi piramit yapar. Bu tamamen attığımız temele bağlıdır.

Toplumsal hayata entegre olabilmek için ise bütün bu farklılıklarımıza rağmen ortak şeyler gereklidir. Bir şekilde yaşadığımız çevre ile ortak kültüre sahip olmalıyız. Ortaklık azaldığı ölçüde kendimizi yanlız hissetme oranımız artar. Etnik kimlik, mensup olunan din, gelenekler ve görenekler ortak kültürü oluşturur. Bunların içinde en etkili olan da dindir. (daha fazla…)

Mavi Kelebeğin İzinde

12345 (8 oy, ortalama: 4,63 / 5)
Loading ... Loading ...

Mladiç Hollandalı komutanlarla güvenli bölgenin boşaltılmasını kutlarken.

11 Temmuz, hafızalardan hiç silinmeyecek olan Srebrenitsa katliamının yıldönümüdür. Aynı zamanda da bütün insanlık için utanç günüdür. İnsanlığın yaşanmış bütün soykırımlardan sonra hala ders almadığının kanıtıdır. 1995 yılı gibi yakın bir zamanda, bütün dünyanın gözü önünde, Avrupa’nın göbeğinde en az 8300 kişi katledilmiştir. Üstelik de dünyanın güvenliğinden sorumlu bir örgüt olan Birleşmiş Milletler’in koruması altındayken.

Soykırımı yapanlar en ilkel duygularla hareket ediyorlardı. Onlara göre bütün müslümanlar Türktü ve Türklerden intikam alınmalıydı. Bunu katliamdan hemen sonra Mladiç’in açıklamalarından rahatlıkla anlayabiliyoruz:

İşte Sırp şehri Srebrenica’dayız. Büyük bir Sırp bayramı arefesinde iken bu şehri Sırp milletine armağan ediyoruz. Nihayet, bu toprakta Türkler’den intikamımızı aldık

 

Hala “barbar Türk” figürü ile yaşayan bu insanlar bütün dünyaya barbarlık nasıl olurmuş öğrettiler. Çok üzücü olan şey ise bunları yapanların hala Sırplar’ın %40′ı tarafından “kahraman” olarak görülmesi. [ayrıntılar için] Benim düşünce yapıma göre soykırım yaptığı ayan beyan ortada olan insanları kahraman olarak görmek soykırım yapmaktan farksızdır. Bu kadar insanın nefretle dolması-başka türlü bu katliamı savunmaları mümkün değil çünkü- da korkunç bir şeydir.

Kendini medeniyetin beşiği, uygarlığın lideri sanan batı dünyası da şapkasını önüne koyup düşünmelidir. Avrupanın orta yerinde göz göre göre binlerce insan öldürülmüş, lafa gelince herkese medeniyet, insan hakları dersi veren batı dünyası soykırımı seyretmiştir. [ayrıntılar için] Hatta Hollandalı askerler göz göre göre soykırıma seyirci kalmıştır. Korunacağı vaadiyle silahları alınan binlerce insan, Mladiç’in önüne kurbanlık koyun gibi serilmiştir. (daha fazla…)

Çernobil’den Geriye Ne Kaldı?

12345 (12 oy, ortalama: 4,67 / 5)
Loading ... Loading ...

Herkes bilir, Çernobil’de kaza oldu radyasyon yayıldı falan filan. O kısma girmeyeceğim merak eden buradan bakar öğrenir. Benim anlatmak istediğim şey Çernobil kazasından sonra Türkiye’de neler yaşandığı.

Kazanın ortaya çıkması ile birlikte birçok ülke kendi çapında önlemler aldı. Bazı ülkeler tarımsal ürünlerini radyasyonlu olma ihtimaline karşı imha etti. Bazıları büyükbaş hayvanlarını belirli bölgelerde otlatmamaya başladı. Kazadan etkilenen ülkelerin arasında Türkiye’de vardı. Özellikle de radyasyon bulutunun karadeniz ve balkanlar üzerinde çöküp uzun süre orada kalması nedeniyle bölge oldukça hassas bir noktadaydı. (daha fazla…)

Hangi Dini Yaşıyoruz?

12345 (8 oy, ortalama: 4,50 / 5)
Loading ... Loading ...

Ortaokul 7. sınıftayım. Ders Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi. Hocamız sınıfa şöyle bir soru yöneltti:

İki kişi var, birisi Kur’an’ı güzel bir şekilde ciltleyip kütüphanesinin en üst rafına koyuyor ama açıp okumuyor. Okunmadığı için de kitap hiç yıpranmıyor. İkincisi ise kitabı açıp okuyor, bazı yerlerine notlar alıyor ve açıklamalar yazıyor. Doğal olarak da ilk kitaba göre daha fazla yıpranıyor, sayfaları kırışıyor.

Soru şu: Hangi adam doğru hareket etmiştir?

Ben dahil herkes birinci adamın doğru yaptığını söyledik.

O günleri hatırladıkça gülüyorum. Çünkü şekilcilikle ilgili tabularımı çok uzun zaman önce yıktım. Burada asıl düşünülmesi gereken şey neden o yaştaki çocuk “Kitabı okumaktansa okumadan saklamak daha doğrudur” diye düşünüyor? Oysa bir kitabın yazılış amacı okunmasıdır. O yaştaki çocuk için kolaylıkla kurulması gereken bir mantık bu. Hangi düşünce yapısı daha o yaşta dinin tabulaşmasına sebep olabilir?

İşte tam bu noktada aileye bakmak gerekiyor. Eğer aile din kavramının ne olduğunu ve neden var olduğunu çocuğuna iyi açıklayabilmişse ve çocukta da belli bir zeka problemi yoksa, esas olanın kuralı yazıp duvara asmak değil, kuralı uygulamak olduğunu anlar. Oysa kütüphanesinin en üst rafında güzelce ciltlenmiş Kur’an olduğu halde, daha önce hiç okumadığını söyleyen o kadar çok arkadaşım var ki. (daha fazla…)

Osmanlı Ordusu’nun Göz Bebeği:Yeniçeriler

12345 (12 oy, ortalama: 4,67 / 5)
Loading ... Loading ...

Yeniçeriler Osmanlı tarihinin şüphesiz en ilginç unsurlarından biridir. Yeniçerileri bu kadar ilginç ve belki  de efsanevi kılan birçok neden vardır. Madde madde sıralamak gerekirse;

  • Avrupa’dan zorla alınan hıristiyan çocukların müslüman kültürüne göre yetiştirilmesiyle oluştukları için eski dinlerine karşı, doğuştan müslüman olanlarda bile olmayan bir hırsla dövüşürlerdi.
  • O zamanın Türkleri piyade olarak savaşmayı kendilerine hakaret gördükleri için sadece süvarilik yaparlardı. Bizans’a karşı yapılan savaşlarda piyadeye ihtiyaç duyulduğu anlaşıldı ve piyade eksiğini gidermek amacı ile yabancı çocuklar devşirilmeye başlandı. Aslında yeniçerilik, özel bir birlik oluşturma (daha fazla…)

Seda Çapçı’nın Densizliği

12345 (12 oy, ortalama: 4,33 / 5)
Loading ... Loading ...

Geçen hafta oynanan ve ligin liderini belirleyen karşılaşmayı Trabzonspor 2-0 kazanarak liderliğini devam ettirdi. Karşılaşmadan bir gün sonra ise Bursa’daki yerel bir televizyonda Seda Çapçı adında birisi çarpıcı(!) açıklamalarda bulundu. Önce Seda Hanım’ı dinleyelim:

(daha fazla…)

10 Kasım 1938

12345 (13 oy, ortalama: 4,46 / 5)
Loading ... Loading ...

Bugün Atatürk’ün ölümünün 72. yıl 73.yıl dönümü. Koca bir millet yas tutuyor. Bu öyle sıradan bir olay değil. Çok az millet bu kadar sevebileceği bir lidere sahip olur. Tarih adeta unutulan liderler çöplüğüdür. Eskiden dünyayı yöneten, şehirlere adı verilen liderler bugün nefretle anılmaktadır. Atatürk ise kurduğu ülkenin halkları tarafından daima minnetle anılacaktır.

Atatürk’ün eseri de kendisi gibi kalıcı oldu. 1. Dünya Savaşı’ndan bugüne kadar nispeten bozulmadan gelen tek antlaşma Lozan Antlaşması’dır. Kurduğu ülke, topallayarak da olsa hala onun çizdiği yolda devam etmektedir. Sonsuza kadar devam etmesi dileğiyle… (daha fazla…)