Persepolis

12345 (9 oy, ortalama: 4,78 / 5)
Loading ... Loading ...

Uzun zamandır merak ettiğim Persepolis‘i nihayet izleme fırsatı buldum. Aynı adlı çizgi romandan uyarlanan film, Marjane Satrapi adlı küçük bir kız çocuğunun, etrafındaki değişikliği sorgulaması ve aykırı hareketlerini anlatıyor. Küçük bir kızın gözünden Şah yönetimini, İran İslam Devrimi’ni, Irak-İran Savaşı’nı ve özgürlüklerin teker teker ortadan kaldırılışını görüyorsunuz.

İslam Devrimi’nden sonra sokaklarda sürekli devriye gezmektedir ve uygunsuz(!) giyinenlere ceza verilmektedir. Aristokrat ve komünist geçmişi olan bir aileden gelen Satrapi bu duruma fazla dayanamaz. Her söyleneni çiğnemeden yutan yaşıtlarının aksine o, her söyleneni sorgular ve çoğu zaman da karşı çıkar. Ailesi ise, amcası gibi tutuklanmasından (daha fazla…)

Hangi Dini Yaşıyoruz?

12345 (8 oy, ortalama: 4,50 / 5)
Loading ... Loading ...

Ortaokul 7. sınıftayım. Ders Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi. Hocamız sınıfa şöyle bir soru yöneltti:

İki kişi var, birisi Kur’an’ı güzel bir şekilde ciltleyip kütüphanesinin en üst rafına koyuyor ama açıp okumuyor. Okunmadığı için de kitap hiç yıpranmıyor. İkincisi ise kitabı açıp okuyor, bazı yerlerine notlar alıyor ve açıklamalar yazıyor. Doğal olarak da ilk kitaba göre daha fazla yıpranıyor, sayfaları kırışıyor.

Soru şu: Hangi adam doğru hareket etmiştir?

Ben dahil herkes birinci adamın doğru yaptığını söyledik.

O günleri hatırladıkça gülüyorum. Çünkü şekilcilikle ilgili tabularımı çok uzun zaman önce yıktım. Burada asıl düşünülmesi gereken şey neden o yaştaki çocuk “Kitabı okumaktansa okumadan saklamak daha doğrudur” diye düşünüyor? Oysa bir kitabın yazılış amacı okunmasıdır. O yaştaki çocuk için kolaylıkla kurulması gereken bir mantık bu. Hangi düşünce yapısı daha o yaşta dinin tabulaşmasına sebep olabilir?

İşte tam bu noktada aileye bakmak gerekiyor. Eğer aile din kavramının ne olduğunu ve neden var olduğunu çocuğuna iyi açıklayabilmişse ve çocukta da belli bir zeka problemi yoksa, esas olanın kuralı yazıp duvara asmak değil, kuralı uygulamak olduğunu anlar. Oysa kütüphanesinin en üst rafında güzelce ciltlenmiş Kur’an olduğu halde, daha önce hiç okumadığını söyleyen o kadar çok arkadaşım var ki. (daha fazla…)

İslamda Bilimin Yükselişi ve Çöküşü / Cengiz Özakıncı

12345 (6 oy, ortalama: 4,83 / 5)
Loading ... Loading ...

İslamda Bilimin Yükselişi ve Çöküşü

Cengiz Özakıncı’nın İslamda Bilimin Yükselişi ve Çöküşü adlı kitabını geçen hafta bitirdim. Oldukça akıcı bir kitap olduğu için kısa zamanda okuduğumu söyleyebilirim. Daha önce de aynı yazarın, Türkiye’nin Siyasi İntiharı: Yeni Osmanlı Tuzağı kitabını okuduğumdan dolayı yazarın dili yabancı gelmedi.

Uzun zamandır aklımı kurcalayan bir soru vardı:  Neden, İslam kültürü yerleşmiş ülkeler bu kadar geri kalmıştır?

Etrafımıza baktığımızda bir tek bile gelişmiş İslam ülkesi görmüyoruz. Hatta bırakın gelişmeyi, birçoğunun daha doğru düzgün bir yönetim sistemleri bile yok. 21. yy’da krallıklar ve kabilelerle yönetilen İslam ülkeleri var. Krallık derken yanlış anlamayın, İngiltere ve Belçika’da olduğu gibi demokrasinin oturduğu ve bireysel hakların güvencede olduğu bir krallıktan bahsetmiyorum. Kralın emrinin kanun olduğu, bireysel hak denen bir şeyin olmadığı krallıklardan bahsediyorum.

Günümüz dünyasında teknoloji üreten ve dünyaya yön veren ülkeler, G-8 kuruluşu adı altında toplanmışlardır. Bunlar; Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, Japonya, Rusya, İtalya ve Kanada’dır. Gördüğünüz gibi ezici bir çoğunluğu Hristiyan kültürden gelmesine rağmen Hristiyanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan bir kültürden gelen Japonya da G-8′in içindedir. Bu nedenle geri kalmışlığı İslam’a maledemeyeceğimiz gibi, gelişmişliği de Hristiyanlığa mal etmek doğru olmaz düşüncesindeyim.

Aslında her dinin kendi içinde gerici ve ilerici yanları vardır. Bu biraz da yorumlamaya bağlıdır. Örneğin İslam’ın ilk yayılmaya başladığı zamanlarda yapılan savaşlardan sonra müslümanlar, ellerindeki gayrimüslim esirleri “her esirin (daha fazla…)

Yolumuz Haiti, Yükümüz İnsanlık!

12345 (4 oy, ortalama: 4,50 / 5)
Loading ... Loading ...

Haiti’de deprem oldu, birçok kişi yaşamını yitirdi. Yaşamına devam edenler ise uzun süre açlık ve konaklama gibi sorunlarla boğuşmak zorunda kaldı. Bütün dünyanın olmasa da, birçok ülkenin yardımını aldı Haiti. Maalesef bütün yardımlara rağmen Haiti halkının bir nebze olsun rahatlaması epey zaman aldı/alıyor.

Bunun nedenlerinden biri de elbette yardımların Haiti’ye geç ulaşmasıydı. Bütün dünya, bir parça ekmek için izdiham yaşayan topluluğun görüntülerini gördü. İnsan olanların yüreği burkuldu. Fakat bazı yürekler vardı ki onlar çok da burukluk yaşamadılar. Belki de yaşadılar, -önyargılı olmamak lazım- ama fiiliyata geçiremediler besbelli. Petrol zengini birçok Arap ülkesi maalesef yeterince duyarlı davran(a)madı bu felakete. Yeri geldiğinde -Filistin meselesi- haklı olarak bütün dünyaya insanlık dersi veren bu ülkeler konu Araplar ya da İslam olmadığı sürece nedense pek sessiz kalıyorlar.

Bugünlerde çok ironik bir olay yaşıyoruz. Beğenmedikleri, acımasızlıkla ve ikiyüzlülükle suçladıkları batı devletleri¹, Gazze‘ye insani yardım götüren bir deniz filosuna yardım ediyor. Çünkü onlarda, bu bağnaz insanların anlayamadığı bir şey var. Onlar insana, sadece insan olarak bakıyorlar. Felaketi yaşayan insanların müslüman, hristiyan, musevi yada budist olmaları onları ilgilendirmiyor. (daha fazla…)